Serhatcan Yurdam
1 Yorum

“Mülkiyet kırılmasa da titredi”

Decrease Font Size Increase Font Size Boyutla Yazdır

İstanbul Shopping Fest'i Takas Pazarı kurarak protesto ettiler. Her Çarşamba manavdan topladıkları sebzelerle yemek yapıyorlar, "Karnı acıkan gelsin" diyorlar. Onlar tüketim kültürüne karşı. "Herkese yetecek kadar eşya var, satın almak yerine birbirimizle paylaşalım" diyorlar. Bombalara Karşı Sofralar topluluğu YurttaşGazeteci'ye konuştu.


Her yanda bir alışveriş merkezi (AVM)…

Tüketim bir “modern zaman dini” ise, AVM’ler de bu dinin mabedi.

2014’ün ocak ayı verileriyle söyleyecek olursak; 333 AVM var. Bu sayının 2014’ün sonunda 368 olması bekleniyor.  Rakamlar, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Komisyonu Başkanı’nın açıklamasından.

AVM odaklı yaşam ve kent meselesi öyle bir hal aldı kı… Mesela İstanbul’da “yeryüzüne çıkmadan” üç AVM’de alışveriş yapabiliyorsunuz: Kanyon AVM’den çıkmadan Metro City’ye geçip, orada alışveriş yapıtıktan sonra “yeryüzüne çıkmadan” metro ile Cevahir AVM’ye geçebilirsiniz. AVM’den bol bir şey yok. “Alın verin ekonomiye can verin” hesabı, AVM odaklı tüketim kültürü pompalanmakta.

Bu gidişe “dur” diyenler de var elbette.

“Dur” demekle yetinmeyip alternatif sunanlar, sunmaya çalışanlar… Bombalara Karşı Sofralar topluluğu (BKS) da onlardan biri. Kendi ifadeleriyle; “İsraf, tüketim kültürü, egemenin şiddeti, savaşlar, hayvan sömürüsü, doğanın talanı, yoksulluk, ayrımcılık” temel mücadele alanlarından.

BKS, manavlardan topladıkları sebzelerle her Çarşamba sofra kuruyor; “Çarşambaları 3’te pişirip 7’de yiyoruz, karnı acıkan gelsin” diyor.*

Tüketim kültürüne dur diyen BKS, geçen Cuma “İstanbul Shopping Fest”i protesto etti. Protesto yöntemleri de, sadece dur demediklerini; alternatif sunmaya çalıştıklarını gösteriyor: Tüketime teşvik amacıyla düzenlenen İstanbul Shopping Fest’i Takas Pazarı kurarak protesto ettiler.

Peki ama BKS nasıl bir topluluktur, neye karşıdır, neyi savunur? Takas Pazarı bir daha kurulacak mı, benzeri etkinlikler yapılacak mı? Bu soruları hiyerarşik örgütlenme modellerinin dışında bir topluluk olan BKS’nin gönüllüleri cevapladı.

İşte  YurttaşGazeteci‘nin geçen cuma Takas Pazarı kurarak yaptıkları protestoyla birçok haber platformunda yer alan Bombalara Karşı Sofralar topluluğuyla söyleşisi:

 

Görsel: Bombalara Karşı Sofralar

Görsel: Bombalara Karşı Sofralar

 

Her Çarşamba yemek dağıtıp Takas Pazarı kuruyorlar

YurttaşGazeteci: Bombalara Karşı Sofralar (BKS), nasıl bir organizasyon? İlgi alanları neler, neyi savunuyorsunuz?

Sevgi: ABD’de 1980’de nükleer santral ve diğer kalkınma projelerini protesto etmek için bir araya gelen bireyler hareketi Food Not Bombs adıyla başlattı. Türkiye’de 2004’te kısa süre denenen bu hareket 2013’te alınan toplantılarla yeniden canlandırıldı. İlk eylemimizi 22 Aralık 2013 Kent Mitingi’nde yemek dağıtımı yaparak gerçekleştirdik.

Şubat 2014’ten beri de İstanbul Tepebaşı’nda Aynalı Çeşme Caddesi’nde her Çarşamba yemek dağıtıp takas pazarları düzenliyoruz. Arada başka bazı eylem ve yürüyüşlere de Sofralar olarak katıldık. İsraf, tüketim kültürü, egemenin şiddeti, savaşlar, hayvan sömürüsü, doğanın talanı, yoksulluk, ayrımcılık ilgilendiğimiz temel sorunlar diyebiliriz. Yalnızca manavların ve marketlerin atmak üzere olduğu sebze-meyveleri kullanıyoruz, eylemi para harcamadan düzenliyoruz ve parasız dağıtım gerçekleştiriyoruz. Yemeklerde hiçbir hayvansal ürün kullanılmıyor, yani yemekler vegan pişiyor. Bu da şiddet ve sömürü karşıtı olmanın bir gerekliliği diye düşünüyoruz.

Lider yok, yönetim kurulu yok; gönüllüler var

Dilek: Grup yapımız herkese açık. İsteyen haftaya Çarşamba mutfağa uğrayıp domatesleri doğramaya başlayabilir ve ilk toplantıda karar alma süreçlerinin tamamında rol oynayabilir. Antiotoriter ve anti-hiyerarşik bir örgütlenmeyiz. Liderimiz yok, yönetim kurulu yok; inisiyatif alanlar var, gönüllüler var. Sadaka değil dayanışma diyoruz; çünkü sadakada taraflar belli ve onların gelecekleri de belli. Bir taraf her zaman alan bir tarafsa veren. Bizde ise herkes mutfağa, bulaşığa davetli. Her sofra açılışında kısa bir konuşmamız var ve burada genelde dünyada çöpe giden gıdanın üretilenin yüzde 40’ı olduğunu anlatıyor ve bunca nimet çöpe giderken hala 1 milyar kişinin aç oluşunun bu israfa müdahale etmeyen, aksine bütçesinin en büyük kısmını hala silah sanayisine aktaran devletler olduğunu ifşa ediyoruz. O yüzden adımız Bombalara Karşı Sofralar.

“İstanbul Shopping Fest ağacın yerine dikilen AVM’ler batmasın diye”

YurttaşGazeteci: Peki gelelim protestoya. Geçen Cuma “İstanbul Shopping Fest’i neden protesto ettniniz?

Selim: Çünkü AVM’den alınanlar sömürü ile üretilir. Bugün hâlâ dünyadaki 27 milyon insan bizim için köle. Kaç tane hayvanın köle olduğu hesaplanmıyor bile. Alışverişin ihtiyaçtan şölene çevrilmesini oldukça tehlikeli buluyoruz. Bot yapılmak üzere derisi yüzülen Hindistan’daki ineği, palm yağı için Endonezya’da kesilen ormanı, tektaş yüzük için kırbaçlanan Sierra Leone’liyi ve kot taşlarken Türkiye’de ölen işçiyi unutuverir insan şölen havasına girerse.

Shopping Fest'i protesto için urulan Takas Pazarı. Fotoğraf: @GURKANKILICASLAN

Shopping Fest’i protesto için urulan Takas Pazarı. Fotoğraf: @KILICASLAN

 

Türkiye’de yaşayan insanların 46 milyonu yoksulken daha fazla satın almaya teşvik, insanların cebindeki son kuruşa göz dikmektir. Bu alışveriş festivali, ağacın yerine dikilen AVM’ler batmasın diye. Hepimize lazım olan temel şeyleri depolarda biriktiren patronların stokları ellerinde patlamasın diye. Biz dedik ki, “Yahu bunlardan bize ne?”. Bize lazım olan onların klimalı betonları değil ufak tefek temel ihtiyaçlar… İşte bu ihtiyaçları da o patronlara para saçmadan halledebiliriz. Yeter ki israfa karşı olalım ve birbirimizle dayanışmasını bilelim.

Parayı aradan çıkarmayı amaçlıyorlar

YG:Daha önce kurduğunuz Takas Pazarlarında  insanların ilgileri, tepkileri nasıldı?

Fikriye:  Çarşamba eylemlerimizin hemen hepsinde sofranın yanında küçük bir takas pazarı açık bulundu. En başından beri, herkesin takas usulüyle bir şey almasını gözetmedik, yani aldığınızın yerine o sırada bir şey bırakmanız gerekmiyor. Amacımız, parayı aradan çıkarak, paylaşımı ve dayanışmayı artırmak. Herkes ihtiyacı olanı ihtiyacı kadar alsın, daha sonra evinde kullanmadığı, fazla olan ne varsa bunu takas pazarına getirsin istiyoruz.

İlk zamanlar, bir kaç hafta üst üste bir ailenin her şeyi topladığı da oldu. Bir keresinde de, 4 yaşında bir çocuk, tişörtünün altına 500 sayfalık bir kitabı sıkıştırıp götürmüştü. O kitap onu uzun süredir almak isteyen ama buna parası yetmeyen veya yetip de satın almak istemeyen birine gitse, elbette asıl o zaman satın almadan ihtiyaçların giderildiğini görmüş oluruz. O yüzden de, artık takas pazarını daha çok insana ulaşsın diye, hep aynı noktada kurmamaya karar verdik. Yine de her zaman yemek pişirdiğimiz Tenefüs Kafe’ye paylaşmak istediğiniz her şeyi getirip bırakabilirsiniz.

“Takas Pazarlarıyla mülkiyet kırılmasa da titredi”

Ali: Elbette mahalledeki insanların bir kısmı bunu yalnızca hayır işi olarak algıladı; ama onlara aslında para kullanmadan ihtiyaçlarımızı bu yollarla gidermenin provalarını yaptığımızı anlatmaya çalıştık. Anlattıkça mahalleden torba torba kullanmadıkları eşyalar geldi. Ah şu evler yok mu, içinde herkese yetecek kadar yemek ve eşya atıl durumda bekliyor. Çelik kapılar, yani mülkiyet tamamen kırılamasa da en azından böyle takas pazarları onun ilk titreşimlerini herkese hissettiriyor. Taksim Meydanı’ndaki takas pazarlı eylemin pankartına da “Yeter Alışveriş Yeter. Eldekiler Herkese Yeter.” yazdık zaten.

“Araba yerine bisiklet, kira yerine işgalevi”

YG: Önümüzdeki süreçte planladığınız bir etkinlik, eylem var mı?

Duygu: Yani genel olarak sofraların ve takas pazarlarının devamına çabalıyoruz. Bir yerde düzenli olur, eylemlerde mobil olur, fark etmez. Biz gözümüzü kapatıp bir tohum attık, şimdi küçük küçük filizleniyoruz. Haberini aldık ki Ankara’da bir grup benzer bir yaklaşımla Çerçöp Çorbacılar’ı başlattı. Tepebaşı’ndaki haftalık yemek dağıtımlarının bir benzeri de Söğütlüçeşme’deki Samsa İşgal Evi’nde başlıyor. Böyle böyle yayılması en büyük beklentimiz. İnsanlar Facebook’tan filan “Keşke Edirne’de olsanız” gibi şeyler yazınca hemen diyoruz ki siz varsınız, 3 tane daha aynı kafadan insanı ikna edip ufaktan başlayın çevredeki manavları yoklamaya, evlerde bekleyen eşyaları torbalamaya. İki üç haftaya bir bakmışsınız siz de Bombalara Karşı Sofralar’sınız. Yani bizler gider kuruluş sürecinde deneyim paylaşarak destek oluruz; ama başka yerde şube açamayız. Şirket değiliz, kararları kendi yerel toplantılarında alan bir girişimiz. Her yerde bedava yemekler, takas pazarları başlasın dedik, bunların yanı sıra buna paralel hareketler yani araba yerine bisiklet, kira yerine işgalevi söylemlerini de benimsiyoruz.

Karikatürist Fadi Abou Hassan'ın "Yeni Kölelik" başlıklı eseri

Karikatürist Fadi Abou Hassan’ın “Yeni Kölelik” isimli çalışması

Oğuz: Bir köşede kalan eşyalar ne kadar önemliyse aklımızın bir köşesinde eskiyen beceriler veya potansiyeller de o kadar ilgi alanımıza giriyor. O yüzden kendin-yap (do it yourself) kültürünü benimsemek ve yaymak için de her şeyi yaparız. Evini baştan aşağı kendisi yapan, içeri marketlerden alınmış mamülleri ve teknolojik aletleri sokmayan insanlar var, bizimkisi bunların yanında devede kulak. Biz aslında bir yerden sonra fark ettik ki insanlara bir şey anlattığımız kadar kendimize de anlatıyoruz, yani en başta hareketi yürüten bizler bir şeyler öğreniyoruz, değişiyoruz. Böylesi daha iyi gibi. Gelin, ne kadar tüketgen insanlar olarak doğduğumuzu keşfedip her beraber utanalım.

 

 

*Adres: Aynalıçeşme Cad. 16/2 Tepebaşı, İstanbul