Serhatcan Yurdam
Henüz yorum yok

İHD, Samatya saldırılarının zanlısı ile görüştü

Decrease Font Size Increase Font Size Boyutla Yazdır

İnsan Hakları Derneği (İHD), Samatya saldırılarıyla ilgili gözaltına alınıp tutuklanan zanlı Murat Nazaryan’la görüştü. Görüşme izlenimlerini paylaşan İHD, yetkilileri saldırılarla ilgili mevcut şüpheleri gidermeye davet etti. Murat Nazaryan’ın tutuklanmasından sonra yapılan emniyet kaynaklı haberlerdeki bilgilerin “tatmin edici olmaktan uzak olduğu” vurgulandı.

blogger-image-1486315237Haber, Aksiyon Dergisi’nin son sayısından.
Haberde kullanılan dil ve içerik İHD’nin eleştirdiği haberlere iyi bir örnek. Görsel kaynak: @osmnycl

İHD, çıkan haberlerde Murat Nazaryan’ın zanlı olmasına rağmen fail gibi gösterilmesini eleştirdi. Yapılan açıklamada Samatya saldırılarının soygun amaçlı olduğu iddiasının, mağdur yakınlarının ifadeleriyle çeliştiği kaydedildi:

“Turfanda Aşık evin arka odasına çekilerek dakikalarca dövülmüş, ancak evde hiçbir eşya karıştırılmamış, hiçbir çekmece açılmamış, hiçbir şey çalınmamıştı. Sultan Aykar dövülmüş, tekmelenmiş, ancak saldırgan elindeki çantayı almaya teşebbüs bile etmemişti.”

“Kamuoyuna sorunun çözüldüğü imajı veriliyor”

İHD, zanlının Ermeni olmasının saldırıların nefret saikiyle yapıldığı ihtimalini ortadan kaldırdığını ima eden yayınları şu sözlerle eleştirdi:

“Hemen tüm mecralarda kelimesi kelimesine kullanılan metinde saldırganın “Ermeni asıllı” olduğu ilk cümleden belirtiliyor ve ardından “saldırıların Ermeni vatandaşlara yönelik olduğu iddia edilmişti” denilerek, bu iddianın çürütüldüğü belirtilmiş oluyordu. Bu mantığa göre eğer zanlı Ermeni ise, saldırılarının Ermenileri hedef alması mümkün değildi. Dolayısıyla kamuoyuna sorunun çözümlendiği mesajı verilmiş oluyordu.”

“En önemli talebimiz gizlilik kararının kaldırılması”

Maritsa Küçük cinayeti dosyası için verilen gizlilik kararına itiraz eden İHD, saldırıların arkasındaki gerçeklerin henüz tam olarak açığa çıkmadığını belirterek devam etti:

“Bunun nedeni yalnızca basına verilen bilgilerin tatmin edici olmaması değildir. Hepsinden önemlisi, dosya üzerinde savcılığın aldığı gizlilik kararı devam ediyor. Deliller ve alınan ifadeler, olay yeri inceleme tutanağı ve fotoğraflar incelenemiyor. Komisyonumuzun Samatya Raporu’nda en önemli talebimiz bu gizlilik kararının kaldırılmasıydı. Gizlilik kararı neden verilir? Bir soruşturma ile ilgili bilgilerin kamuoyu tarafından bilinmesinde soruşturmanın selameti açısından sakınca varsa savcılık gizlilik kararı verir. Maritsa Küçük cinayetinde böyle bir sakınca mı görülmüştür? Bu sakınca nedir?”

“Zanlının gerçekliklikle bağlantısı ciddi şekilde kopuk”

İHD üyesi avukat Eren Keskin, 8 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde Murat Nazaryan ile yüz yüze görüştü. Görüşmenin sonucunda “Murat Nazaryan’ın Adli Tıbba sevkedilmesi ve sağlık durumunun tespit edilmesinin elzem görüldüğü” söylendi.

Eren Keskin’in Murat Nazaryan’la ilgili gözlemleri açıklamada şöyle özetlendi:

“Sürekli ağlayan Nazaryan’ın ruhsal sağlığının bozuk olduğu bir bakışta anlaşılıyor. Beden dili, bakışları, yüz ifadesi, hiç durmadan, zaman zaman hıçkırıklarla ağlaması, korkularının tüm bedenine yansıma biçimi ruhsal olarak hasta olduğuna kuşku bırakmıyor. Kendisinin de belirttiği gibi madde bağımlılığı nedeniyle AMATEM’de tedavi görmüş.”

“Baro’nun Nazaryan’a bir avukat tayin ettiği bilgisine sahip olmamıza rağmen, Nazaryan’la hiçbir avukatın, kimsenin görüşme yapmadığı anlaşılmıştır.”

“Zanlı, saldırıların faili olduğuna ilişkin sorulara sürekli ağlayarak “hatırlamıyorum” diye cevaplıyor. Aynı anda hem “hiçbir şey hatırlamıyorum” diyor, hem de “ama demek ki yapmışım, polisler yoksa beni neden yakalasın, hem kan örneğimde tutuyormuş” diyor. Aynı anda hem “ben yapamam, kimseye tokat bile atamam” diyor, hem de, “demek ki yapmışım” diyor. Rol yapma kapasitesinin bile olmadığı gözlenen zanlının, “nasıl yakalandığımı da hatırlamıyorum, ben yapmış olsaydım aynı yerde kalmaya devam eder miydim, ama demek ki yapmışım, polis öyle diyor” demesi, bunu deme şekli, gerçeklikle bağının ciddi şekilde kopuk olduğu izlenimini veriyor.”

“Tek kişilik hücreden alınıp birkaç kişilik hücreye konulmaktan çok korkuyor, Ermeni kimliği nedeniyle öldürüleceğini düşünüyor ve çok şiddetli bir ölüm korkusu yaşıyor. Avukat Eren Keskin’in konuştuğu Cezaevi yönetiminden bir yetkili, “kaygılarınızda haklısınız, tek kişilik hücrede tutmaya devam edeceğiz” dedi.”

“Anne, baba ve kardeşini kaybetmiş olan Murat Nazaryan’ın birinci dereceden yakınları yok. İkinci dereceden akrabalarıyla görüştük. Birlikte yaşamayan, ancak zaman zaman kendisine yardım eden, çok sorunlu bir kişi olduğu için yardım etmekte bile çaresiz kaldıklarını söyleyen akrabaları, Murat Nazaryan’ın ruh sağlığının bozuk olduğunu, çok korkak olduğunu, kan görmeye dayanamadığını, çok zayıf yapıda olduğunu, söz konusu suçları kendi başına planlayacak, önlemlerini alacak, uygulamaya koyacak kapasitede olmadığını anlattılar ve Avukat Eren Keskin’in gözlemlerini doğruladılar.”

“Bulanıklıkları giderecek adımlar atılsın”

İHD’nin talep ve önerileri ise şöyle:

“Emniyet’in sorunu çözülmüş addetmemesini, Nazaryan’ın kullanılmış olabileceği, ya da birileri tarafından bu saldırıların faili olduğuna inandırılmış olabileceği gibi ihtimallerin ciddiyetle ele alınmasını talep ediyoruz.”

“Bir suçun ırkçı nefret saikiyle işlenmiş olup olmadığını belirleyecek faktör, zanlının etnik/dinsel kimliği değildir. Samatya olayında zanlının Ermeni olması ırkçı nefret tartışmalarına nokta koyacak bir bulgu değildir. Nazaryan’ın kendi başına bu saldırıları planlayacak, yerine getirecek, önlemlerini alacak, gizlenmeyi başaracak zihinsel melekelere sahip olmadığı yolunda çok güçlü bir izlenim edinmiş durumdayız. Zanlının durumunun Adli Tıp tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.”

“En önemlisi dosya üzerindeki gizlilik kararı kalkmalı, dosya muhtevası incelenmeye açık olmalı, konuyla ilgili sivil toplumun kaygılarını giderecek bir şeffaflık sağlanmalıdır.”

“Kısacası İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak da, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak da, Nazaryan ile görüşmemizden edindiğimiz izlenimler ışığında savcılığın ve emniyet yetkililerinin konuyla ilgili bulanıklıkları giderecek adımlar atmasını talep ediyor, en etkili toplumsal denetleyici güç olarak kamuoyunu da sürecin yakından takipçisi olmaya davet ediyoruz.”