Serhatcan Yurdam
Henüz yorum yok

"Yusuf Devran Görevden Alınmalı!"

Decrease Font Size Increase Font Size Boyutla Yazdır

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Devran geçtiğimiz günlerde, dekanı olduğu İletişim Fakültesi’nde yaptığı fişlemelerle gündeme geldi.

İstanbul Eğitim-Sen Üniversiteler Şubesi, dün bir basın toplantısı düzenledi ve konuyla ilgili açıklama yapıldı.

 

 

blogger-image--572725129

Basın açıklamasını buradan okuyabilirsiniz:

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran haberlere konu olmaya doymuyor. Daha öncesinde kendisini sosyal medyada veya özel e-maillerde eleştiren öğrencilere ve öğretim elemanlarına uyguladığı baskılarla gündeme gelen Yusuf Devran son olarak da “kadına karşı şiddet” ve etnik ayrımcılık vakalarıyla manşete çıkmayı başardı!
Lisansüstü eğitim programlarına öğrenci alımında ayrımcılık ve usulsüzlük yapılmasına ortak olmak istemeyen Doç. Dr. Gözde Yılmaz’a Devran’ın sözel ve fiziksel şiddet uyguladığı ortaya çıktı.

Doç. Dr. Yılmaz, jüri üyesi olduğu lisansüstü eğitim mülakatlarında Dekan Devran’ın “terörist” olarak fişlediği, yahut sevmediği öğretim üyeleriyle irtibatta olduğunu saptadığı öğrencileri elemesi için zorlanmıştı. Devran’ın belirlediği listeye onay vermesi için gece yarılarına kadar okulda tutulan, bunu kabul etmediğinde de tehdit edilen, sözlü şiddete ve fiziksel saldırıya uğrayan, ülkücülere hedef gösterilen Doç. Dr. Yılmaz suç duyurusunda bulunmuş ve koruma talep etmişti.

Dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla tanınan ve son olayda gördüğümüz gibi, tüm öğretim elemanlarının sindirildiği bir ortamda Yusuf Devran karşısında gösterdiği cesaretini ancak hayranlıkla karşılayabileceğimiz Doç. Dr. Gözde Yılmaz’ın bütünüyle yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.
Bugün Yusuf Devran her ne kadar “haberde yer alan ithamların mesnetsiz” olduğunu iddia etse de, ayrımcılık, fişleme, hedef gösterme ve şiddet uygulama gibi “iletişim becerilerine” sahip olduğunu kamuoyuna yansımış veya yansımamış sayısız örnekle ispat etmiştir.

Dekan Devran, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada lisansüstü sınavlarının Fakülte tarafından değil, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nce belirlenen jüriler tarafından yürütüldüğünü ifade ediyor; “akademik teşkilat yapısı” itibariyle kendisinin bu sürece müdahale etmesinin mümkün olmadığını iddia ediyor. Marmara İletişim’in havasını soluyan her öğrenci ve öğretim elemanı bugün fakültede Yusuf Devran’ın izni olmadan kuş bile uçmayacağını bilir. Tüm yüksek lisans ve doktoraya giriş sınavlarının jürilerini kendisi belirlediği gibi, Devran bu 15 jürinin 8’ine bizzat başkanlık yaparak kendi oluşturduğu listelerin seçilmesini sağlamıştır. Marmara İletişim’in “akademik teşkilat yapısı” itibariyle, lisansüstü eğitime giriş sınavları bir yana, tez savunma jürileri dahi, tez danışmanlarının iradesi dışında Dekan’ın müdahaleleriyle oluşturulmaktadır.

Sağ ve sol görüşlü öğrencileri mavi ve kırmızı renkleriyle işaretleyip ayrı binalarda sınava sokmak, tutuklu öğrencisinin selam gönderdiği araştırma görevlisi hakkında tutanak tutmak gibi fişleme ve ayrımcılık uygulamalarına imza atan Devran, Haziran ayında fakültede çıkan bir kavganın ardından müptelası olduğu sosyal medyada akıllara durgunluk verecek bir açıklamada bulundu.

“Bir masum öğrenciyi öldürmek amacıyla arkadan kafasına darp eden terör yanlısı öğrenci kılıklıları savcı serbest bırakıyor. Bu nasıl hukuk?” şeklindeki Facebook mesajında Devran, idarecisi olduğu kurumun bazı öğrencilerini “terörist” ilan edip açıkça hedef göstermektedir. Fakültede ideolojik öğretim üyesi istemediğini defalarca ifade eden, kendisini eleştiren sendikamızın işyeri temsilcisine “ayrımcılıktan” soruşturma açtırtan Yusuf Devran, böylece öğrenciler karşısında nasıl eşit mesafede bulunulması gerektiğinin iyi bir örneğini vermektedir: Bir kısmını öğrenciden saymayarak!

Bugün Doç. Dr. Gözde Yılmaz’ı sınavlardaki kayırmacılığa ve etnik-siyasal ayrımcılığa karşı çıktığı için “teröristleri kollamakla” itham eden Devran, Haziran ayı içerisinde de bir başka hedef gösterme vakasına açıkça ortak olmuştu. Devran, twitter üzerinden yine bir öğrenciyle atışmakla meşgulken, sadece o tartışmaya dahil olmak üzere o anda kurulan, ve bir daha hiç kullanılmayan bir sahte hesaptan işyeri temsilcilerimiz araştırma görevlileri Dr. Utku Uraz Aydın ve Behlül Çalışkan’ın isimleri 4-5 kez zikredilir. Yusuf Devran’ı eleştiren tüm öğrencilerin arkasında bu iki ismin bulunduğu ifade edildikten sonra, “okulda bölücü hoca istemiyoruz” denilerek işyeri temsilcilerimiz hedef gösterilir. Dekanı olduğu kurumunun iki çalışanı hakkında bu türden ağır ifadelerin kullanılmasına hiçbir tepki göstermeyen Devran diğer öğrenciyle tartışmasını şevkle sürdürür.

Ocak ayında Arş. Gör. Çalışkan yine sosyal medyada, adı sanı belli öğrenciler tarafından “dağdaki PKK’lıdan farkın yok”; “bu devletin ekmeğini yiyip ihanet edenler bir gün o ekmeği yediği elden kurşunu da yer” denilerek tehdit edilir. Rektörlükten açılan soruşturmadan aylardır bir ses çıkmadığı gibi, bu öğrencilerden biriyle Yusuf Devran’ın twitter üzerinden iletişim kurmaya devam etmesi de dikkat çekicidir.

Bugün ise, Doç. Dr. Gözde Yılmaz’ın uğradığı saldırı karşısında sendikamızın aldığı dayanışmacı tutum üzerine işyeri temsilcilerimize dönük iftira ve hedef gösterme kampanyası tekrar alevlenmiş durumda. Eğitim-Sen, üyelerine ve temsilcilerine dönük bu itibarsızlaştırma operasyonuna izin vermeyecektir!

Bugün kadına karşı şiddetle gündeme gelen Yusuf Devran’ın karşısındakini azarlamak, bağırmak, öğrencileri önünde küçük düşürmek suretiyle sözlü şiddete başvurmaktan haz aldığı bilinen bir gerçek. Fakat yine geçtiğimiz Haziran ayında Dekan Devran bir diğer fiziksel şiddet vakasına daha imza atmıştı. Fakülte kampüsünde yaşanan kavganın ardından yoğun güvenlik önlemleri alınması üzerine, bir doçent twitter’da sınavların ertelendiğini belirterek “giriş çıkışlar tutuldu, hocalar bile içeri alınmıyor” mesajını yazar. Öğretim üyesini derhal yanına çağıran Devran, kendisini “okula karşı propaganda” yapmakla suçlar. Öğretim üyesinin hiçbir tepki vermemesine karşın “çık dışarı” diye bağırarak elinden kolundan tutup iterek öğretim üyesini makamının dışına sürükler. Öğretim üyesi dekanın çağırdığı güvenlik görevlileri eşliğinde dekanlık katından çıkartılır. Bu fiziksel saldırının bilgisi de Marmara Üniversitesi Rektörlüğü’ne intikal etmiştir.

Doç. Dr. Gözde Yılmaz’ın başına gelenlerin kamuoyuna yansımasının ardından Marmara Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada “Değişim dönemlerinde böyle şeyler olabilir. Dekanın tarzı ile ilgili bir şeyler olabilir” deniliyor.
Yusuf Devran’ın baskıcı, otoriter, kayırmacı ve şiddet sever tarzının damgasını vurduğu bu “değişime” Eğitim-Sen izin vermeyecektir.

Doç. Dr. Gözde Yılmaz Yalnız Değildir!

Kadına Şiddete Hayır!

Yusuf Devran Görevden Alınmalı!

Eğitim-Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi

*Basın açıklamasına buradan ulaştım.