Serhatcan Yurdam
Henüz yorum yok

Başbakan’a Açık Mektup

Decrease Font Size Increase Font Size Boyutla Yazdır

Van Kadın Derneği (VAKAD), Türk Tabipler Birliği Van Şubesi, İnsan Hakları Derneği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Van Eczacılar Odası ve MAZLUMDER, Van’ı ziyaret etmekte olan Başbakan Erdoğan’a hitaben açık mektup yayınladı.

 

stock-footage-manager-writing-a-formal-letter-close-up

Başbakan’a yazılan mektup şöyle:

Sayın Başbakan;
Kadim şehrimiz bugün sizi konuk edecek. Geçeceğiniz güzergah, size mahcup olmamak adına, günlerdir hummalı bir çalışma ile düzenleniyor, temizleniyor, güzelleştirilmeye çalışılıyor. Keşke bunlar her gün bizim için de yapılabilse, yapılsa; …..

Sayın Başbakan;
Keşke Van’da yaşayan tüm insanlar sizin gelişinizden dolayı coşku duyabilse… Keşke deprem sonrası çadırlarda, konteynırlarda kalan depremzedeler de gelişinizden dolayı heyecan duyabilse… Keşke yakınları cezaevlerinde olanlar da sizin gelişiniz ile umutlanabilseler…

Sizinle sorunları paylaşabilseler, paylaşabilsek…
Ancak biliyoruz ki sizin güvenliğinizden sorumlu kişi ve kurumlar kocaman silahları ve büyük bir dikkat ile muhtemelen zırhlı, korunaklı araçlarla ve ivedilikle varmanız gereken yere sizi bizden ayrı olarak, ayırarak götüreceklerdir.
Sayın Başbakan;
Olağan olmayan bir şeyler var. Sizin, ayaklarının altı öpülür dediğiniz analar gencecik evlatlarının paramparça bedenlerini öpüp, tabutlarını okşayarak, kendi elleriyle toprağa veriyorlar. Tabut okşamakla evlat, eş, ana veya kardeş okşama tadı alınmıyor, malumunuz. Esasen evlatların ana babalarının vakitli ölümlerinde son görevlerini yapmaları gerekiyor.
Kuytu pusularda, mayın tuzaklarında, çatışmalarda, bombalı saldırılarda gencecik bedenler parçalanıyor, yaşamlarını kaybediyorlar, ardındakileri tarifsiz acılar içerisinde bırakarak. Babalar, analar evlatlarının tabutunu okşayıp öpebiliyor ancak. Bahar gelince “dağlarına bahar gelmiş” diye abide şiirler yazılmış memleket dağlarında, anlamsız çatışmalarda üçer beşer gül soluyor, gencecik ömürler cesede dönüşüyor, “ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak” kanla lekeleniyor.
Şehir de tekin olmasa gerek ki, köşe başlarında panzerler, “dişler kenetli, bilekler kan içinde” ve eller tetikte.
Asker, polis, vatandaş, dağdakiler, vatan evlatları, güller soluyor parçalanıyor.
Kahreden sadece genç ölümler mi?
-Kutuplaşıyoruz; olmaması gerekir.
-Ayrışıyoruz; olmaması gerekir.
-Aidiyetlerimiz esasımız ve her şeyimiz olmaya başladı; olmaması gerekir.
-Tasada, kederde ve keyifte birlikteliğimiz örseleniyor; olmaması gerekir.
-Çok önemsediğinizi bildiğimiz halk iradesi sekteye uğruyor. Vekiller, belediye başkanları, diğer seçilmişler, hapislere sığmıyor veya birileri alıkonuluyor.
-Öğrenciler, öğretim üyeleri, avukatlar ve diğerleri…..
Bekir Bey’in küçük çocuğunun çocuk psikiyatrisi desteği almak zorunda kaldığını duyduk, üzülüyoruz; sizin de üzüldüğünüzü adımız gibi biliyoruz. Diğerlerinin de çocukları, muhtemeldir ki akşamları babalarının göğüslerine kafalarını dayayamamanın küskünlüğü içindedirler. Muhtemelen partinizin Gürpınar ilçe başkanının çocukları da kâbuslar içerisindedirler.
Bu ülkenin dağlarına baharın gelişi bize ‘bahar operasyonlarının’ habercisi olmasın artık…
Cezaevlerinde ve ring araçlarındaki yangınlarda canlar gitmesin…
Seçilmişler içerde değil, seçildikleri yerde olsun…
Cezaevlerinin sayıları artmasın…
Çocuklar kâbus görmesin…
Bu isteklerimiz için bir şeyler yapılırsa bir dahaki gelişinizde, güneşin kentinde, TUŞBA’da, sizinle, yanınızda, ardınızda, omuz başınızda yürüyerek gidip, Şehir Stadında halaya durup akabinde SÜPHAN’a karşı veya KALE’de güneşin batışını izleyip tarifsiz keyifler yaşayıp, lezzetler tadabiliriz. Beraberimizde Bekir Bey’in, diğerlerinin, partinizin Gürpınar ilçe başkanının kendileri ve çocukları da olur. Bize sadece bu mutluluğu fotoğraflamak isteyen, haberleştirmek isteyen veya bu mutluğu katılımlarıyla çoğaltmak isteyenler refakat ederler; hiçbir güvenlik kaygısı olmadan.
Bu muhayyel arzumuz gerçeğe dönüşebilir.