Serhatcan Yurdam
Henüz yorum yok

Gazetelerin dili: yedi “lehçe”, bir haber

Decrease Font Size Increase Font Size Boyutla Yazdır

Bu yazı, gazetelerin kullandığı haber dilini ve haber metninin altında yatan kodları çözmeye yöneliktir.

Aynı olayın yedi farklı gazetede yedi farklı biçimde nasıl haberleştiği; bu durumun, ele alınan gazetenin “yayın politikası” ile bağlantısı gösterilecektir.
Seçilen gazeteler; Akit, Aydınlık, BirGün, Gündem, Radikal, Taraf, Yeniçağ; incelendikleri tarih 20 Ekim 2011’dir. Bu tarihin özel olarak seçilmesinin nedeni; TSK bünyesindeki yirmi dört askerinin PKK baskını sonucu ölmesinin haberleştirildiği gün olmasıdır. Böyle günlerde gazetelerin “aşırı tepki”lerde bulundukları, “aşırı bir dil” kullandıkları tecrübeyle sabittir.
Bu haberlerin analiz edilip kodlarının teşhir edilmesi bir o kadar da elzemdir.
Yeni Akit 
“Sivil Anayasa İsteyenler İşbaşında…” diye bir giriş ve sonrasında manşet:
 “Şeytanlar Kudurdu” akit-nefret-söylemi-200x300

Haber metninde PKK baskınıyla ilgili herhangi bir bilgi verilmiyor. Gazetenin baskına ilişkin yaptığı “genel analiz”i gazetenin birinci sayfasını kaplıyor. Akit gazetesi İslamî bir çizgiye sahip olması ve kullandığı dilin “marjinalliği”; saldırganlığı ile ön plana çıkmış bir gazete.

Manşete bakıldığında bu durum hemen kendini gösteriyor: “Şeytanlar Kudurdu”. “Kuduran şeytanlar” ifadesi PKK militanlarını için kullanılıyor. “Müslüman Mehmetçiğe” karşı, “kuduran şeytanlar” Müslüman- kafir denklemini kuruyor.

Spotta ise şu ifadeler yer alıyor:

“ABD, İsrail, batılı şer odakları, TSK içindeki cuntacıların taşeronu PKK, Çukurca’da sınır birliğine saldırarak 24 Mehmetçiği şehid etti. Yeni ve sivil anayasadan rahatsız olan şeytanların bu hain saldırılarına topyekun lanet yağdı.”

Üç maddede inceleyebiliriz:

1) PKK, İslamcı kesimin “ ezeli düşman” olarak kodladığı kesimlerin taşeronu olarak tanımlanıyor. Bu tanım yapılırken bir taşla iki kuş vuruluyor. ,

Hem ABD, İsrail, batılı devletler, hem de laiklik gerilimin karşı ucu TSK (burada özel olarak “Ergenekon” vurgusu da var), PKK ile ilişkilendiriliyor. İslamcı bağlamda “ABD düşmanlığı”, Anti-semitizm, zenofobi, ve “TSK düşmanlığı” (buradaki ifade ulusalcı refleksle kullanılmadı) yükseltiliyor.
Aynı zamanda bu “ezeli düşmanlar”a alet olan PKK bir kez daha “şeytanlaştırılıyor”. Kısaca PKK, “şer ehilleri” tarafından kullanılan bir maşa olarak tanımlanıyor. “Şeytan” sadece PKK değil, bir de bu yabancı “şer odakları”.

2) İlk cümlenin ikinci kısmında, PKK’nın “24 Mehmetçiği şehid ettiği” belirtiliyor. Hem içerik hem de “biçimle” okura alt mesajlar yollanıyor.

Mehmetçik burada “peygamber ocağı” diye tanımlanan ordunun neferi olan askeri karşılıyor. “Şehid” kelimesi, “İslam yolunda ölen asker”i karşılarken kelimenin “t” ile değil de “d” ile yazılmış olması da bir kod. Bu da, Türkçe üzerinden yürütülen İslam devleti–ulus devlet ya da Osmanlı – Cumhuriyet geriliminin bir yansımasıdır.

3) Son cümlede ise “yeni ve sivil” bir anayasa girişiminden rahatsız olan “şeytanların”, “hain” saldırılarına topyekün lanet yağdığı belirtiliyor.

 Burada mevcut hükümetin yürütmekte olduğu yeni anayasa girişimine atıf yapılarak baskının nedeni peşinen Akit tarafından ortaya konuluyor: Yeni anayasayı baltalamak. “Şeytan ve hain söylemi” de devam ediyor.
Haber metni (daha doğru ifadeyle haber-yorum) yaşanan
olayların akıllara “yeni anayasa istemeyen şeytanları” getirdiğiyle başlıyor, “Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan” ABD, İsrail, batı ülkeleri ve “darbecilerin” terörü azdırma isteğiyle PKK’yı taşeron olarak kullandığıyla devam ediyor.

Son bölüm ise kullanılan dil açısından yukarıdaki bölümlere kıyasla şaşırtıcı. “Sivil anayasa”, “toplumsal barış”, “Kürt halkının demokratikleşmesi”, “Kürt halkı” gibi ifadeler kullanılıyor ki bu ifadeler İslamî terminolojiyle pek de bağlantılı değil ve dahi Akit gazetesinin diliyle hiç bağdaşmıyor. Fakat bu ifadeler elbette “güzellik” olsun diye kullanılmıyor.

Hükümet ve ona yakın çevreler yeni anayasa çalışmalarını bu ifadelerle sunuyor. Akit de buna uygun olarak İslamî/saldırgan dilin yanı sıra bu ifadeleri de kullanmak durumunda kalıyor.

Son olarak, metnin devamında gelen bir kutucuk-başlık ve yeni bir metin var: “Saldırı emri PKK’nın Ergenekon kanadından”. Metinde ise baskının ‘çözüm isteyen kesimlere’ bir mesaj olarak “PKK’nın Ergenekon ayağı” Suriyeli Fehman Hüseyin’e bağlı grup tarafından, özel olarak Habur karşılamalarının yıl dönümünde yapıldığı belirtiliyor.

Habur’a yapılan atıf “çözüm isteyen kesimin” hükümet olarak kodlandığını gösteriyor, “demokratik açılımı” hatırlatılıyor. “PKK’nın içinde ki Ergenekon” vurgusu da hükümetin olmuş ve olası PKK ile görüşmelerine “meşruiyet sağlamaya” yönelik. Bu teze göre çözüme açık olan ve çözümsüzlükten yana olan iki ayrı PKK var, Akit de çözüme yatkın PKK ile hükümetin görüşmüş olması ve görüşecek olma ihtimalini “meşrulaştırıyor”; okurunu bu duruma “hazırlıyor”.

Aydınlık

aydınlık“AKP Türkiye’mizi Savunmasız Bıraktı…”

“24 Şehit” manşetiyle çıkan Aydınlık gazetesi PKK baskını haberini ve baskını protesto haberlerini bir arada vermiş.

Büyük puntolarla bastığı “24 şehit” ifadesinin içini de Türk bayrağı (ya da üzerine bayrak serilmiş tabut) ile doldurmuş. Manşetin solunda bir kutu var. Kutudaki “DERHAL!” başlığı altında, “Anayasa çalışmaları durdurulsun, CHP ve MHP komisyonundan çekilsin, Silivri ve Hasdal tutsakları bırakılsın” ifadeleri var.
Manşetin sağında ise Habur’dan giriş yapan PKK militanlarının halkı selamlayan bir fotoğrafı var. “AKP hükümetinin” PKK militanlarına “göstermelik”, “önceden ayarlanmış” bir yargılama gerçekleştirdiğini belirten Aydınlık gazetesi bu fotoğraf ve metinle PKK baskınını “demokratik açılım süreciyle” ilişkilendiriyor. Bu da Aydınlık gazetesinin ve ait olduğu ulusalcı çevrelerin bu konudaki temel argümanlarından.
“Asker ve polis hedefte” alt başlığı ile çıkan haberde PKK baskınıyla ilgili somut bilgiler verilmiş, öznel ifadeler kullanılmamış.
Ölen askerleri “şehit” ifadesiyle sunan gazetede yukarıdaki haberle iç içe verilen diğer haber de “Trabzon’da ‘açılıma’ karşı eylem” alt başlığı ile çıkmış. Bu haberin metninde mitingde atılan sloganlar sıralanmış. Hepsi gazetenin yayın çizgisiyle benzerlik gösteren milliyetçi/ulusalcı sloganlar.
Haberin üstündeki fotoğrafta da “Açılımın Üstadları… Sözün Bittiği Yerdeyiz” pankartına vurgu yapılmış. Yukarıda belirtildiği gibi neredeyse tüm haberler ve haberin konusuyla bağlantılı fotoğraflar PKK baskınını “demokratik açılım” süreci ile ilişkilendirmek ve nedenini buna bağlamak.
 Aynı zamanda “DERHAL!” başlığı altında sıralanan taleplerde yer alan “Silivri ve Hasdal tutukluları bırakılsın” talebi de, TSK’nın önemli komutanlarının hapsedildiği ve PKK’nın bu yüzden askeri başarı elde ettiği teziyle ilgili, Aydınlık gazetesinin temel argümanlarından bir diğeri de bu.
Aynı gün gazetede çıkan başyazının başlığı da “Savaşçılar hapiste güneydoğu yanıyor.” Kısaca baskınla ilgili tüm haber metni “demokratik açılım süreci” eleştirisi üstüne bina ediliyor. Manşette kullanılan “Türkiye’miz” ifadesi ilk bakışta “Türkiye halklarına ait olan ülkeyi” simgeliyor gibi gözükse de, “AKP, Türkiye’mizi savunmasız bıraktı” ifadesi iktidar partisini ötekileştirip Türkiye’yi Aydınlık çevresi ve Aydınlık’a göre vatansever olan kesimlere ait kılıyor. Böyle bir okuma da yapılabilir. Kullanılan “AKP” ifadesi de “AKP – Ak Parti” gerilimi ile ilgili. Ulusalcı kesim “AKP” kısaltmasında ısrarcı.
 
BirGün 
BirGün gazetesi PKK baskınıyla ilgili ilk sayfasını neredeyse başta aşağı kocaman puntolarla yazılmış “Tek Yol Barış” ifadesiyle kaplamış. bugun
Tek Yol Barış ifadesi şüphesiz “Tek Yol Devrim” sloganından ilhamla oluşturuldu. BirGün gazetesi Türkiye’de sosyalist-sol kesimin takip ettiği ve yayın çizgisinin de bu çerçevede oluşturulduğu bir gazete.
Gazete ait olduğu Devrimci-sosyalist hareketin en klasik sloganlarından biri haline gelen “Tek Yol Devrim” sloganı ile barış kavramı harmanlanmış.
 “Barış” sol retorik açısından başlı başına önemli yer tutan bir kavram. Bu açıdan gazete ve dil tutarlılık içinde. Devamında gelen metinde çatışmaların, baskınların şiddet sarmalını devam ettirdiğini; intikam duygusunu ve şiddet dilini beslediği, atılan her merminin bir arada yaşama arzu ve kararlığını vurduğu belirtiliyor.
“Bir arada yaşam savunusu” gazete ve okur kitlesi için önemli bir tez ve PKK baskınlarının bir arada yaşamak için gösterilen çabaya ve mücadeleye zarar veridiği belirtiliyor. Metinde son olarak, “susturun silahlarınızı… yoksa bu kan deryasında hep birlikte boğulacağız” ifadesi bulunuyor. Bu da sıkılan kurşunların hiçbir ‘tarafın’ kazanımı olmadığını, herkesin zararına olduğunun ifadesi.
Sözün özü, anti-militarist, sosyalist-sol bir gazetenin doğal refleksini göstermiş BirGün gazetesi ve misyon yüklenip silahlı kesimlere çağrıda bulunmuş.

Özgür Gündem

welatGündem gazetesinde “Çözümsüzlüğün Ağır Bilançosu” manşetiyle çıkan haberin spotu “Kürt sorunundaki çözümsüzlük derinleşirken çatışmalar da şiddetleniyor” cümlesi ile başlıyor. Bu cümle PKK’nın eylemini Kürt sorununun çözümsüzlüğüne bağlıyor. Böylelikle eylemleri de “normalleştirmiş” oluyor.

Baskının gerçekleştiği alanın tepeden fotoğrafını habere iliştiren Gündem gazetesi, resmin üstüne koyduğu iki kutucukla haberi aktarıyor.
Kutucukta haber şöyle başlıyor; “TSK’nin sınırötesi operasyon hazırlığı yaptığı esnada, HPG gece saat…”. Bu cümlenin başındaki vurgu dikkat çekici. Gündem, bu cümleyle de PKK’nın eylemini alt bir mesajla meşrulaştırıyor.
Bu cümleyle okurların “TSK’nın sınırötesi operasyonuna karşı”, PKK’nın “nefs-i müdafaa” yaptığı izlenimi edinmeleri bekleniyor. Gazetenin altını çizdiği bu mesaj eyleme meşruiyet kazandırıyor. Yine aynı fotoğrafın sağ alt kısmında bir haber kutucuğu daha var: “Dünya basınında geniş yankı buldu” başlığıyla çıkan haberde baskının dünya basınında geniş yer bulduğundan bahsediliyor.
Burada da PKK’nın eyleminin ne kadar dikkat çektiğini ve bunun sonucu olarak da uluslararası kamuoyunda Kürt sorununun gündeme gelmesi için katkıda bulunulduğu vurgulanmak isteniyor.
 “Kürt mahallesinden” olan Gündem gazetesi, Kürt sorununa “içeriden” yaklaşıyor.
Okur kitlesi ve yayın çizgisinin gereği olarak dili de farklı kullanıyor. Bilindiği üzere PKK, TSK gibi kısaltmalar telaffuz edilirken politik bir tavır olarak bazı kesimler tarafından “p(e)k(e)k(e)/ t(e)s(e)k(e) olarak telaffuz ediliyor ve buna uygun yazılıyor.
Gündem gazetesi bu kesimin bir parçası ve doğal olarak buna uygun bir dil kullanıyor. Haberin konusu olan yer isimleri de devlet müdahalesi ile değiştirilmeden önceki biçimleriyle kullanılıyor. Örnek olarak Çelê, Çukurca için kullanılan isim.
Diğer bir nokta; örgüt isminden bahsedilirken bazen HPG bazen de PKK kullanılıyor. Bu da örgütün hiyerarşik ya da görev dağılımı açısından farklılık gösterdiğinin vurgulanması anlamına geliyor.

 

Radikal 

Radikal gazetesi PKK militanları tarafından öldürülen askerin annesinin, ağlayan çocuğuna sarıldığı bir fotoğrafı tam sayfa radikalbasıp üstüne “Terörün Lanet Yüzü” manşetini atmış. Bu manşet gazeteden “ daha barışçıl” ya da daha “serinkanlı” bir manşet bekleyenler için pek de tatmin edici değil.
Zira Radikal gazetesi, ana akım medyanın bir parçası olmasına rağmen milliyetçilik ve militarizmi besleyen rakiplerine karşın daha liberal ya da görece sol-liberal, “barış gazeteciliği”ne uygun gazetecilik yapma iddiasını taşıyan bir gazete. Bu açıdan, “teröre lanet” eden bir manşet atmak yerine “barışı dillendiren” bir manşet atması da beklenebilirdi. Fakat bu manşetin de genel yayın çizgisine aykırı olduğu da söylenemez. (Radikal, taşra baskısında “Bu acı hepimizin” manşetini atmış).

 

Sayfayı kaplayan fotoğrafın sağ tarafında Başbakan Erdoğan’ın görece itidalli demeçleri yer alıyor ve koyu puntolarla yapılan vurgular, Radikal’in çağrısı olarak da okunabilir: “Dayanışma içinde olmalıyız…, … aksine dik durmak günüdür…, …terörün panzehiri demokrasi ve özgürlüklerdir.
Vurgulanan bu ifadeler gazetenin okura çağrısı olmakla birlikte genel yayın çizgisiyle de tutarlılık içinde. Manşetin altında yer alan metinde “Türkiye’nin dört bir yanına ateş düşüren saldırı…” ifadesi yer alıyor. Burada da Kürt ya da Türk ayrımı olmaksızın ölümlerin herkesi üzdüğü, acıttığı kodlanıyor. Birlikte yaşam umudunu alt mesaj olarak dillendiriyor.
Aydınların ve STK’ların “Söz bitmesin, müzakere sürsün” çağrısını ve Meclis Başkanı’nın “Anayasa rötarı yok” ifadesini vurgulayan Radikal, Kürt sorununun çözümü konusunda diyalog ve demokratikleşmenin önemine vurgu yapmış oluyor.

Taraf

“Savaşa Aşıklarmış” manşetiyle çıkan Taraf gazetesi, manşetin ‘açıklamasını’ spota taşımış: Karayılan, Taraf’a mektubunda “Savaşa âşık değiliz” demişti ama, PKK’nın dünkü Hakkâri baskınlarında 24 asker yaşamını yitirdi, 18 asker yaralandı.

Son dönemde PKK’ya karşı muhalif bir tavır takınan Taraf gazetesi bu konuyla ilgili olarak PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan’dan bir “sitem mektubu” almıştı.
Karayılan, özet olarak “Ak Partinin savaş politikalarında ısrarcı davrandığı ve Kürt hareketinin silaha mahkum edildiğini” tarafvurgulamış, “Kürtler savaşa aşık değil” ifadesini kullanmıştı. Bunu takip eden zaman diliminde PKK’nın böyle bir eylemde bulunması, Taraf gazetesini Karayılan’ın mektubuna atıfta bulunmaya yöneltmiş.
Bu manşeti, aşağıda bahsedilen haber başlığı ve metni okuyabilmek için Taraf gazetesinin yayın çizgisine bakmak gerekiyor.
Taraf gazetesinin Kürt sorunu konusunda yayına başladığı günden bu güne “tek” bir yayın çizgisi olduğunu söylemek doğru olmaz.
Son yayın politikası ise şöyle özetlenebilir: Devlet ve hükümet Kürt sorununun çözümü konusunda iyi niyetli ve anayasa çalışmaları iyi bir fırsat, “değişen Ortadoğu ve dünyada” silahlı mücadele miadını doldurdu ve Kürt hareketinin silahsızlanması şart. Bu yaklaşımda olan Taraf, son dönemde Kürt sorunu konusundaki muhalif söylemini devlet ve hükümetten çok PKK’ya yöneltmiş durumda.
 Gazete attığı bu manşetle de “kendini doğruluyor”, PKK’nın niyetini, tavrını yeniden “afişe ediyor”. Manşetin altına yerleştirilmiş fotoğrafta ise öldürülen bir askerin, şok geçirip feryat ederek kendinden geçen annesi var. Tablo oldukça ajite edici.
Fotoğrafın solundaki haber metninde “Hakkari’de dün PKK katliam yaptı” ifadesi geçiyor. “Katliam” kelimesi okuru daha da etkilemeye yönelik.
Haberin devamında tekrar Karayılan’ın mektubuna atıfta bulunan Taraf, “barış umutlarının azaldığını” belirtmiş. Bu ifadelerin tümüyle anlatılmak istenen, PKK’nın tüm “meşruiyetini” kaybettiği ve Kürt sorunu konusunda çözümsüzlükten yana, “yaramaz kötü çocuk” konumunda olduğudur.
Bir de fotoğrafın altında “Özel birlikler Irak’ın içinde sıcak takipte” başlığı yer alıyor. Spotta, askerî bilgiler veriliyor; PKK’nın Çukurca’daki kanlı baskınının ardından Irak’a top atışı yapıldı. Uçaklar kampları bombaladı, özel birlikler de Irak’ın 4 km içine girdi

Taraf gazetesi “anti-militarist” olma iddiasını taşıyan bir gazete ve bu bağlamda kısa tarihinde önemli haber ve manşetlere imza atmış olduğu söylenebilir.

Fakat incelenen bu spotta gazetenin anti-militarist dil ve yaklaşımından eser yok. Kendini ana akım medyanın militarist diline tamamen devreden Taraf, haber metninde “f-16’ların kampları sürekli bombaladığını” ve devamında “göğüs göğse çatışmalar” yaşandığını ekliyor.
Taraf’ta kullanılan dil, haber kurgusu ve gazetenin genel yaklaşımı, gazetenin “eski yayın politikası” ile zıt olsa da son dönemdeki yayın politikasıyla tutarlılık içinde. Okura enformasyonla birlikte politik bir duruş enjekte edilmeye çalışıldığı görülüyor. 

 

Yeniçağ 
Yeniçağ gazetesi ilk sayfanın tamamını PKK baskınına ayırmış ve bolca görsel içerik kullanmış. Aşırı-uç milliyetçi bir çizgide olan Yeniçağ, “Hükümet İstifa!” manşetini atmış.
Manşetin hemen altında Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümete yönelttiği istifa talebi yazılmış. Yeniçağ devamında “PKK’nın yenicaağkahpe saldırısı” ifadesiyle başlayan cümleyle internet üzerinde yürütülen ırkçı protestoları ön plana çıkarmış, “onbinlerce kişi, bölücü teröre lanet ederek en ağır şekilde karşılık verilmesi isteklerini haykırırken, seyirci kalan hükümeti de istifaya çağırdı” ifadesini kullanmış.
Bu metnin altında, Taraf gazetesinin de kullandığı fotoğraf yer alıyor, fotoğrafın üstünde de “ana yüreği acılı habere dayanmadı” cümlesi bulunuyor.
Logonun solunda ve üstünde öldürülen askerlerin fotoğrafları var. Sayfanın sol tarafında “terörle müzakere altında ezilen iktidar” ifadesiyle başlayan metin, MİT-PKK görüşmelerine vurgu yapıyor ve hükümeti ölümlerden  sorumlu tutuyor.
“Hükümet istifa” talebi sayfada üç kez tekrarlanıyor. Türk bayrağına sarılmış slogan atan bir kadın (arkasındaki bozkurt işareti yapan erkekler seçilebiliyor) fotoğrafının yanındaki metinde “Türkiye Ayakta” başlığı var ve “şehit protestoları” aktarılıp “hükümet istifa” talebi belirtiliyor.
Yeniçağ gazetesi hükümete “taban tabana zıt”. Milliyetçiliği ön plana çıkaran ve mevcut hükümete muhalif olan Yeniçağ PKK’nın baskınını, muhalefet oklarını Hükümete yöneltmek için kullanmış ve hükümetten istifa talebini (farklı kanallarla) belirtmiş.
Milliyetçi dil ve içeriğiyle okur kitlesine ideoloji enjekte etmeye çalışan Yeniçağ objektiflikten oldukça uzak.

Tek bir olayın nasıl haberleştiği yedi farklı gazetede incelendi. Görülüyor ki, haber, gazetenin yayın politikasına göre farklı yaklaşımlarla; farklı dillerle yazılıyor. 

Kimi gazetelerde objektiflik ilkesi tamamen göz ardı ediliyor. Gazetecilik kurallarını dikkate alan gazeteler neredeyse azınlıkta. Objektiflik ilkesini çiğnemeyen gazetelerde de kullanılan “dil” yayın çizgisinden besleniyor. Haber, olduğu gibi aktarılmıyor, gazeteler kanaat önderliğine soyunuyor.

Elbet gazeteler kanaat belirtebilir fakat kanaat ve yorumlar haber olarak ya da haberin bir parçası olarak sunuluyorsa gazetecilik kuralları çiğnenmiş oluyor. Türkiye medyasında bu durumun örneklerine rastlamak oldukça mümkün.

 

 

Yukarıdaki gazeteler de bu konuda örnek olabilir. Gazeteler, topluma enformasyon akışını sağlamak yerine birer ideolojik aygıt gibi hareket ediyorlar. Enformasyonun yanında dezenformasyon bolluğunun bulunduğu gazetelerde “hakikat”e erişmek isteyen okura önemli bir görev düşüyor; medya okuryazarlığı…